Firavunun çürümeyen cesedi
15 Temmuz 2010
Geçen hafta Londra'da British Museum'u gezme fırsatı buldum.
Kuran'da helak edilişi ve ibret için bedeninin korunacağı anlatılan firavunun fotoğraflarını bizzat kendim çektim ve paylaşmak istedim.
(Büyük boyutta görmek için resimleri tıklayınız.)
Yunus Suresi 90. 91. ve 92. Ayetler:
"İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilâh olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım.” dedi.
Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.
Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir."
1144 yılında vefat eden Zemahşerî, Yûnus Sûresinin sözkonusu âyetinin tefsirini, kendisinden 8 asır sonra bulunacak olan cesedi âdeta görür gibi yapiyordu:
"Seni, deniz kenarında bir köşeye atacağız. Cesedini tam, noksansız ve bozulmamış halde, çıplak ve elbisesiz olarak, senden asırlar sonra geleceklere bir ibret olmak üzere koruyacağız." (Kessaf Tefsiri, Cilt 2, S. 251/252)
Bu olay Kuran-ı Kerimde şöyle anlatılmaktadır:
"Bunun üzerine 'asanı denize vur' diye vahyettik. Vurunca parçalandı, herbiri kocaman bir dağ oldu." (Şuara, 63)
"İsrailoğullarını denizden (salimen karşı tarafa) geçirdik" (Yunus, 90)
"Denizi de (karşı yakaya geçtikten sonra, sana açılan yolu da kapamayıp) açık bırak; çünkü onlar (açık görecekleri bu yola girip) bir ordu halinde boğulmuş olacaklardır." (Duhan, 24)
"Firavun ordusuyla onları takip etti. Deniz de onları içine alıverdi. Hem de ne alış." (Taha, 78)
"Firavun ve askerleri İsrailoğullarını takip ederken, denizin ayrılmış olan sularını dehşetle görmüşler fakat kin ve düşmanlıklarından dolayı bir anlık tereddütten sonra onlar da deniz içinde açılan yola girerek takibe devam etmişlerdi. Ancak denizin ayrılmış olan suları tekrar birleşmeye başlamış ve sonunda firavunla birlikte bütün ordusu, tek bir kişi dahi kurtulamadan sulara gömülmüştür." (Şuara, 65-66)


Her ne kadar İngilizler bu cesedin sıradan bir kişiye ait olduğunu ve günümüze kadar doğal yollarla korunduğunu iddia etseler de, bize göre bu Hz. Musa'ya inanmayan ve O'nu takip ederken ordusuyla birlikte denizde boğularak helak edilen zalim firavundur. Cesedin yaşı ve bulunduğu yer de bunu doğruluyor. 10-15 sene önce görenler bu cesedin secde pozisyonunda olduğunu söylüyorlar. Daha sonra yan yatırılmış. Yanına sıradan biri olduğunu vurgulamak için çanak çömlek koymuşlar.
Serdar Kocaoğlu
15.07.2010
İlgili Yazılar:
Sure ve Ayet Sayıları grafiğinde ortaya çıkan Allah (c.c.) yazısı
Yaratılış, Kabe ve Altın Oran


12 yorum var.. (Yorum Oku - Yorum Ekle):
gerçekten ibretlik
British Museum'u gezme şansını yakalamanı açık söylemek gerekirse çok kıskandım.Gördüklerinin bir kısmınıda olsa paylaştığın için teşekür ederim:)
"Her ne kadar İngilizler bu cesedin sıradan bir kişiye ait olduğunu ve günümüze kadar doğal yollarla korunduğunu iddia etseler de" demişsin!Arkeoloji bilimi helede bu kadar saygın bir müze böyle bir söylemde bulunuyorsa buna inanmak gerekir diyorum...
"bize göre bu Hz. Musa'ya inanmayan ve O'nu takip ederken ordusuyla birlikte denizde boğularak helak edilen zalim firavundur."demişsin!Sizin kim olduğunuzu anlayamadım ama müslümanları kastediyorsan böylesi şeyleri inandırıcılık malzemesi yapacaklarına inanmak istemiyorum.Bunlara ihtiyaç olmamalı.Bir insan inanıyorsa bu onunla Allah arasında olmalıdır.Manen inandıklarına maddi deliller aramamalıdır...
**Fakat ben ne düşünürsem düşüneyim nafileydi. Genç dindarlar ellerinde -kimbilir kim tarafından- British Museum'da çekilmiş olan o eski püskü fotoğrafla çevrelerindeki "imansızlara" tebliğ yapmaya çoktan başlamışlardı bile. Ve fotoğrafın popülaritesi 1990'lı yıllar boyunca katlanarak arttı.
Yazılı basında geçirdiğim uzun çalışma yıllarından sonra Allah nasip etti ve 1990'ların ortalarında belgesel film yapımcısı oldum. Bu dönemde birçok ülkeyle birlikte yolum birkaç kez İngiltere'ye de düştü. 1997 yılında British Museum'da çekim yaparken yıllardır kafamı kurcalayan ünlü mumyayı da dünya gözüyle görüp inceleme fırsatım doğacaktı.
Müze'nin Eski Mısır Eserleri bölümüne geçip "firavun"un teşhir edildiği noktayı bulduğumda ilk izlenimim derin bir hayâl kırıklığı oldu. Adamımız piyasada yıllarca dolaşan soluk fotoğrafında göründüğünden çok daha perişan bir hâldeydi. Öyle ki üç kıtada belgesel filmler çekerken farklı kültürlere ait sayısız insan kalıntısı görmüş biri olarak Peru'nun ünlü Nazca ovasında düzinelercesini yakından incelediğim hem de bin yılı aşkın süredir açık arazide duran mumyalardan bile daha fazla yıpranmış olduğunu söyleyebilirim. O tarihte British Museum yetkilileriyle ayaküstü yapmış olduğum sohbette kendilerine malûm cesetle ilgili söylentileri anlattığımda gülerek bana şu karşılığı vermişlerdi: "Müze envanterimizde bunlardan en az on-on beş tane daha kayıtlı. Hepsi de aynı bölgede ve İngiliz arkeologlarca bulunmuş doğal mumyalar. Ne yani bunların hepsi mi firavun hepsi mi dinsel mucize? Eğer bu adam kutsal kitaplarda anlatılan firavun olsaydı onu zaten Müslümanlardan önce Musevîler kutsal bir ziyaretgâh noktası ilan ederlerdi!"
Doğrusunu söylemek gerekirse o gün orada bütün hayatını arkeolojiye ve eski Mısır uygarlığına adamış uzmanlarla bu acıklı iddia üzerine daha derin bir muhabbete girip bir Türk televizyoncusu olarak kendimi iyice madara etmek istemedim. Eğer o tarihte bu fırsatı değerlendirip dinsel duyguları coşturan bir haber yazsaydım yanına da müzede o mumyayla yan yana çekilmiş parmağımla zât-ı muhteremi işaret eden bir fotoğrafımı ekleseydim nihayet ülkeye döndüğümde de bunu bizim manipülasyon yapmaya meyyal gazetelerimizden ya da dergilerimizden birine yayınlanması için verseydim eminim ki bir sürü dindar insana "Destur ya Rab!" çektirir; dinibütün teyzeleri amcaları evlerinde gazete okurken hüngür hüngür ağlatırdım. Ama böyle bir ucuzluğa asla tenezzül etmedim ve tecrübemi kendime saklamak üzere o gün İngiliz yetkililere verdikleri bilgiler için teşekkür ettim. Sonra da (her nasıl bir ilâhi koruma altındaysa) yarı yarıya çürümüş durumdaki firavunumuza veda ederek müzenin diğer bölümlerindeki çekimlerimle uğraştım.
Efsane iyice zıvanadan çıkıyor "-Ali Murat GÜVEN-Yeni Şafak Gazetesi
Saygılarımla...
Sedat Özdemir
www.godaloneexistinsolitude.blogspot.com
Arkeoloji bilimi evrime de inanıyor ve evrimi baz alıyor, o yüzden biz bu bilimadamlarının her dediğine inanmak zorunda değiliz.
Bilim deden şey tamamen materyalist bir düşünce tarzıdır. Bu yüzden İslam düşünürleri her zaman ilim demeyi tercih etmişlerdir.
Bu konunun delil aramakla bir ilgisi yok. Ben burada Allah'ın varlığına dair bir delil aramıyorum, Kuran'da bildirilen bir gerçeği yansıtmaya çalışıyorum. Bu firavundur veya değildir o ayrı mesele.
Bana bunun firavun olduğunu düşündüren şey ise bizzat Kuran'ın ayetleridir.
Ben şahsen şöyle düşünüyorum: Allah-u Teala firavunu helak etmiştir ve bedenini ibret olsun diye muhafaza edeceğini açıkça bildirmiştir. Öyleyse Allah'a ve Kuran'a inanan herkes bu firavunun cesedinin muhafaza edildiğine inanmak zorundadır. Bu ceset de Mısır'da olayın geçtiği yere yakın bir yerde bulunduğuna ve şu an teşhir edildiğine göre neden bahsedilen firavun olmasın? Sadece muhafaza edileceği değil insanlara ibret olacağı da vadedildiği için teşhir edilenin firavun olduğunu düşünüyorum. İsterse yer yüzünde binlerce çürümemiş ceset bulunsun farketmez. Bu teşhir edilen ceset secde pozisyonuna yakın bir pozisyonda durduğuna göre neden bahsedilen firavun olmasın?
Ali Güven'in yazısını çok önceden de okumuştum. Bence görüşlerinde çelişkiler var ve müzede görüştüğü kişilere fazlaca itimat ettiğini düşünüyorum. Ayrıca bunun firavun olamayacağına baştan şartlanmış gibi geldi bana.
Madem müze envanterinde buna benzer başka cesetler de varmış, neden onları da sergilemiyorlar? Madem bir tanesini sergileyecekler, neden secde edeni seçtiler? Koysunlar normal bir ceset, kimsenin böyle bir düşüncesi kalmasın. Bence yalan söylüyorlar.
Ali Güven'in Peruda gördüğü bin yıllık cesetlerle, bu 4-5 bin yıllık cesedi nasıl mukayese ettiğini de anlayamadım! Aradaki süreyi hiç hesaba katmıyor nedense. Yani illaki bu cesedin öldüğü andaki gibi aynen kalması mı gerekiyor? Bu sizce mantıklı olur mu? Evet Allah-u Teala'nın gücü herşeye yeter ama biliyoruz ki O, sebepleri, yaratmasına perde yapıyor. Yani herşeyi sebepleriyle yaratıyor. Peygamberlere verdiği mucizeler dışında hiçbirşeyi insanların direk göreceği şekilde yaratmıyor, ki imtihan sırrı bozulmasın.
Yani bence bu cesedin korunmuş olması için tamamen öldüğü andaki kadar net bir görüntüsünün olması gerekmez. Kaldı ki, ceset bahsedildiği kadar bozulmuş değil.
Yahudilerin inancında bu firavunun cesedinin muhafaza edileceği diye bir şey var mı ki onlar sahip çıksın? Bence bu iyi bir çarpıtma taktiği.
Sonuç olarak, şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki, bu ceset firavunun olsa da olmasa da Allah'u Teala Kuranda bildirdiğini yapmıştır ve bu ceset de bunun ispatıdır..
İlgilendiğin konular benimde ilgimi çekiyor ve samimi söyleyim seni takdir ediyorum.Yanlız bu tür gerçekliği ispatlanamamış konulara girmeni tavsiye etmem.Hele ki bir şeylere delil olsun diye sunman bence doğru değil...
Çok uzun zamandır dinler tarihi,mitoloji ve islam üzerine araştırmalarda bulunuyorum(nacizane).Ancak araştırdığım her konuyu bilimsel zeminlerde arıyorum."Bu teşhir edilen ceset secde pozisyonuna yakın bir pozisyonda durduğuna göre neden bahsedilen firavun olmasın?"demişsin.Sence secde pozisyonu bu mu?Mumyanın belindeki kavise özellikle dikkatini çekerim.Eller secdeyle en ufak bir alaka gösteriyormu?Üstelik bilindiği gibi cesetler çürüdükçe eklemler büzüşür.İnca'larda insanlar dizleri göğüs hizasına çekilerek ve eller göğüs üzerinde çaprazlanarak gömülürler.Bulunan yüzlerce Maya,Aztec ve inca mumyası bu mumyadan çok daha fazla secde pozisyonuna yakındır...
"Yani illaki bu cesedin öldüğü andaki gibi aynen kalması mı gerekiyor? Bu sizce mantıklı olur mu?"demişsin!Bence evet.Allah bunu tahüt etmişse hiç bozulmamış olması gerekir.Yoksa Allah'ın bunu sağlayacak güçte olmıyacağına inanmamız gerekir...
"Sonuç olarak, şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki, bu ceset firavunun olsa da olmasa da Allah'u Teala Kuranda bildirdiğini yapmıştır ve bu ceset de bunun ispatıdır.."demişsin."Olsada olmasada dedikten sonra bunun "ispat" olduğunu söylemen çok büyük bir çelişki.Bence bu konuda Ali Güven'den çok daha ön yargılı bir profil çiziyorsun...
Bence inandığına göre "Allah mutlaka Fravunun cesedini ibret olması için insanlara gösterecektir.Bu değilse bile mutlaka böyle bir mumya bulunacaktır"demen gerekir.Mevcut kıytırık ve şaibeli delilleri öne sürersen Adnan hoca şarlatınından farkın kalmaz...
Son olarak "Evrim"adı üstünde bir teoridir.Doğal olarak karşısında teoriler olacaktır.Evrim bilimsel bir gerçek değil "bilimsel olmaya en yakın gerçektir"« "Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim"denir.Yani "İlim ve teori"aynı kapıya çıkarlar...
diğer cesetler askerlerin cesetleri olabilir
Slm. Dünyada her zaman gerçeklerin saptırılması ve kargaşa çıkarılması için şeytanın fısıltılarını dinlemekten vazgeçmeyeceksiniz. Bunu benim engellemeye belki gücüm yetmeyecek... Allah' ın gücüde yetmez diye düşünmeyin herşeyin vadedildiği gibi zamanı var... Göreceksiniz elbet... İnkar etmek her zaman kolaydır ve basit. Kirletmek; korumak ,saf tutmaktan kolaydır... Alkışlamanız gerekirse; bu toplumda çıkarlarınız doğrultusundaki şeylere olmuştur. Bilim kanıtlasa bile inkar edeceğinizde şüphe duymuyorum.(Örnekleri çok araştırabilrisiniz) Televizyoncu veya gazeteci olmak bir üstünlük bir ileri zeka örneğide göstermez... Merak etmeyin bunu sizin gibi düşünenlerde, düşünmeyenlerde çok güzel kullandılar ama içlerindeki zehiri ayrıntıda anlattılar. Kuran basit ve yalın olarak bahsetmiş ister inan ister inanma.
Çıkarın beyninizden artık bu din düşmanlığını; sizler değilmiydiniz özgürlüklerin, inançların savunucuları... Sanmıyorum. Avrupa ki cadı avcılığı yapmış. Soykırımlar yapmış. Gelin ki çıkarına uymayan bir şeyi gerçek diye sunar mı? Aptal olmayın...
"Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldanıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp, konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı yürütmezmiş. Bir insan yanılsa, kabilesi, milleti, akrabasına kadar barındırmazmış. Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok çok, Türk milleti öldün: Tanrı buyruğu için, kendim devletli olduğum için, kağan oturdum. Kağan oturup aç, fakir milleti hep topladım. Yoksa, bu sözümde yalan var mı?"
Bu alıntıyı hafsalanızda iyice bir eleyin bence.
Erlik M.B
bencede ali güven baştan şartlanmış gibi üstelik british museum görevlisinin firavunu anlatırken firavunun yatağı başında ölmüş gibi anlatıyor ''neden madem o kadar nitelikli insanda altınlarla gümüşlerle gömülmemiş'' gibi bir kaç cümlesi var iyide kuranda ve bilgimize göre bu adam zaten yatağında değil kızıldenizde ölüyor tabiki bayağı bir ortamda bulunabilir üstelik onun yüksek yerlerde gösterillip teşhir edilmesinden kanıt gayette mecazi olabilir british museum oldukça popüler bir müzedir ve orası mezaci anlamada yüksek bir mevkidir pek tabiki bu adam firavun olabilir
bu arada bir arkadaş azteclerin secdeye yakın bozulmamış fotolarından bahdeiyor bzahem onların linklerini eklerse bizlerde inceleyebilelim nette tartışma kültürü böyledir bir şey söylüyorsan göstereceksin yoksa herkes yazar çizer....
nasıl korunmuş sorusuna basit bir cevap: doğal yollarla :=)..yahu bu doğal yollar benim neden cesedimi korumuyor da denizde binlerce balığın hayvanın olduğu yerde koruyor bu doğal yollar ? hiç bir balık mı yememiş bunun cesedini ? hem elbette ingliz ler '' ewet olabilir çunku bunca yıl (3000) hem de denizde çurumeden kalabilmek imkansız gibi birşey '' demez, saçmalık !! HERŞEYİN DOĞRUSUNU ALLAH BİLİR...üstelik bu cesedin bulunduğu yerde at arabaların fosilleri de bulunmuş ancak bozuldukları için dokunulamamış. ama resimlerini çekmişlerdi ben gördüm. sonuçta firavun ordusuyla boğulmuştu.
Bu taraf gazetesi yazarı ali murat güven in söylediklerini savunan adama ve onun gibilere ne kadar laf anlatırsanız boştur.onların savundukları şeylere yine kuran-ı kerimden cevap vermek istiyorum.(((YÛNUS 10/96-97. Doğrusu Rabbinin söz verdiği azabı hak edenler, can yakıcı azabı görene kadar kendilerine her türlü belge gelse bile inanmazlar.)))evet beyler bu ayetin üstüne söylenecek fazla birşey yoktur ancak şunuda ifade etmeliyimki İngilizlerin çıkıpta sana gerçekleri söyliyecek hali yok.Tabi yalan yanlış şeylerle aklını karıştırıp seni düşündüğün şeylerden uzaklaştıracak. siz eğer müslümansanız kuran-ı kerimde yazana inanırsınız onun bunun lafına değil...Serdar kocaoğluna da muhalif olan adamında ne halt olduğu yazdığı yazılardan bellidir zaten.Böyle sert konuşmak istemezdim ama bu kadarda münasebetsizlik olmaz herşey apaçık ortada o ceset firavunun ibretlik cesedidir.Madem buna inanmıyorsunuz peki kuran-ı kerimde anlatılan diğer gerçekleredemi inanmıyorsunuz mesela kaptan kustonun şu ayeti yalanlamak üzere araştırma yaptığı ve yazılanın doğru olduğunu anladıktan sonra müslüman olduğunu biliyoruz.(((“Birbirleriyle kavuşmak üzere iki denizi salıverdi. İkisi arasında bir engel vardır; birbirlerinin sınırını geçmezler.„
(Rahman Suresi, 19-20)))) eee peki buna ne diyeceksiniz yok yook siz bunada bir yalan uydurursunuz. KENDİNİZİ KANDIRMAYIN...
allah açıkça kuran-ı kerimde belirtmiş bunun üzerine söylenecek tekşey kelimeyi şahadett zaten herkes yani inanmayana hiç şüpesis ki azabını tattıracaktır ve fiavun gibi son dakkada secde etmenin de bi faydası olmayacaktır.
bizim öğretmen anlatttı çok mrk ettm bkmk istdm bu stye
“Hakikaten biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali sayıp dökmüşüzdür. Fakat insanoğlu tartışmaya her şeyden çok düşkündür.”(Kehf 54)
Yorum Gönder