Geocities kapanıyor..

28 Nisan 2009

5-6 yıl kadar önce benim de kullandığım Yahoo'nun kişisel web sitesi servisi Geocities kapanıyormuş. Zaten uzun zaman önce popülerliğini yitirmiş olan bu servis mevcut teknolojilerin çok gerisinde kalmış, hatta popülerken bile verdiği hizmetlerin çok sınırlı olması nedeniyle pek de beğenilmemişti.

Yahoo! Web hosting servisi olarak bilinen GeoCities’ı kapatacağını duyurdu.
Geocities’in kapatılma kararının nedeni, Yahoo tarafından, “dikkatle yapılan bir değerlendirme sonucu” şeklinde açıklanmakla birlikte, asıl sebebin, global kriz kadar, blogların popülerleşmesi sonucunda, Geocities’in Web 2.0 ile gelen ve entegre çalışan yeni platformlara ayak uydurmaması olarak düşünülüyor..

Yazının Tamamı..

Evrim Safsatası ve Tarih Masalı..

24 Nisan 2009

"Hani şu taş devirleri var ya? Evlere şenlik, uyduranların hayal gücüne hayran olmamak elde değil. Cilalı, yontma taş devirleri, mağaralar, ilkel insanlar vs. Umarım bunlara da inanmıyorsunuzdur! Önce kendinize şunu sorun: Darwin'in evrim teorisine inanıyor musunuz? Cevabınız hayırsa, bu tarih masalına da inanmamanızı tavsiye ederim. Çünkü tarih, evrim safsatası baz alınarak yazılmıştır. Bu teoriye göre evren tesadüfen oluşmuş, insan tesadüfen oluşup zamanla gelişmiş, önceleri maymunken fikir değiştirip adam olmaya karar vermiş, daha sonra üşenmeyip tekerlek ve yazıyı icat etmiştir. Anlasalardı bu masala maymunlar bile gülerdi!!.." S.Kocaoğlu-2002

Yukardaki satırlar, yıllar önce Aklıma Takılanlar başlığıyla yazdığım bir sayfadan alıntıdır. Görüyorum ki toplumumuzda evrim teorisinin ciddi etkileri var. Bu safsata pek bilinmeyen antik çağlarla da desteklendiği ve ders kitaplarına kadar girdiği için beyinlere kazınmış adeta. Mütedeyyin insanlarda bile "acaba ilk insanlar evrim sonucu meydana gelmiş olabilir mi? acaba Allah bu şekilde yaratmış olabilir mi?" gibi tereddütler var. Oysa bunlar tamamen asılsız vesveselerden ibaret. Çünkü Kur'an bunu açık bir dille reddediyor, Hz. Adem'in yaratılışını ve dünyaya gönderilişini detaylı olarak anlatıyor. Bu anlatıma göre bazıları Adem (A.S.)'ın simge olduğu gibi yanlış yorumlara giriyor, oysa Kur'anda anlatılanlara göre bu sözkonusu değil, simge olarak ele alınacaksa; bu, Hz. Adem değil, Cennetteki Yasak Ağaç veya Yasak Meyve olabilir.

Allahü teala Kur'an-ı Kerim'de mealen buyuruyor ki: "Allah nezdinde İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona "OL!" dedi ve oluverdi." (Al-i İmran, 59) Burada değinilen durum, Hz.İsa'nın ve Hz. Adem'in babasız dünyaya gelmeleridir.

Peygamberimiz (SAV), Hz. Adem hakkında : « Allahü teala Adem'i (aleyhisselam) yeryüzünün her tarafından aldırdığı topraktan yarattı. Bu sebeple zürriyetinden siyah, beyaz, esmer, kırmızı renkte olanlar olduğu gibi, bazıları da bu renklerin arasındadır. Bazısı yumuşak, bazısı sert, bazısı halis ve temiz oldu. » (Hadis-i şerif, Müsned-i Ahmed bin Hanbel) buyurmuştur.

Kur'an'da Hz. Adem'in yaratılışı bakın nasıl anlatılıyor:

Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti. (Hicr 15/28-29)

Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın." (Sad 38/71-72)

Meleklere, "Adem'e secde edin" demiştik, İblis müstesna hepsi secde ettiler, o ise kaçındı, büyüklük tasladı ve inkar edenlerden oldu. (Bakara 2/34)

And olsun ki, sizi yarattık, sonra şekil verdik, sonra meleklere, "Adem'e secde edin" dedik; İblis'ten başka hepsi secde etti, o secde edenlerden olmadı. (Araf 7/11)

Meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik, İblis'ten başka hepsi secde etmiş, o ise: "Çamurdan yarattığına mı secde edeceğim?" demişti. (İsra 17/61)

Allah, "Sana emrettiğim halde, seni secdeden alıkoyan nedir?" dedi, "Beni ateşten onu çamurdan yarattın, ben ondan üstünüm" cevabını verdi. (Araf 7/12)

Allah: "Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmaktan seni alıkoyan nedir?" dedi.

O: "Balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattığın insana secde edemem" dedi. (Hicr 15/32-33)

Allah: "Ey İblis Kudretimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Böbürlendin mi? Yoksa gururlananlardan mısın?" dedi.

İblis: "Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın" dedi.

Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi. (Sad 38/75-78)

"Ey Adem! Eşin ve sen cennette kal, orada olandan istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz" dedik. (Bakara 2/35)

"Ey Adem! Doğrusu bu (şeytan), senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın" dedik. (Taha 20/117-119)

Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırttı, onları bulundukları yerden çıkardı, onlara "Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz" dedik.

"Orada yaşar, orada ölür ve oradan dirilip çıkarılırsınız" dedi.(Araf 7/24-25)

----------------------------------------------------------------------
Evrimle ilgili bir yazı:

Dünya ile güneş başlangıçta aynı mahiyette iken, dünya okyanuslarla, ormanlarla, hayvanlarla, insanlarla doldu da beriki neyi bekliyor. Niçin evrim geçirmiyor? Çok iyi biliyoruz ki o da tekâmül etse ortada ne güneş kalır, ne dünya. O halde, soruyu şöyle değiştirelim: Güneşin tekâmülüne kim müsaade etmiyor?

Evrimi, Darwin’den de önce savunan Lamarck şöyle diyor: "Zürafanın atası, geyiğe benzeyen ve boynu uzun olmayan bir türdü. Ortamda yeterince ot bulamayınca ağaç yapraklarını yemeye mecbur kaldı. Alt yapraklar bittikçe daha yükseklere erişebilmek için çabaladı. Böylece boynu uzadı, nesilden nesile geçtikçe daha fazla arttı ve bugünkü zürafa ortaya çıktı." (NOT: O kadar uğraşıp uzayacağına, uçmayı öğrenseymiş keşke.. S.K.)

İyi de; meyve ağaçları niye meyve verecek şekilde evrim geçirdiler? Meyveleri kendileri mi yiyeceklerdi? İnsanın hizmetine verilen at, bu çevikliğini otları yakalamak için mi kazanmış dersiniz? Öküz, yükümüzü taşımak için mi güçlü oldu? Tavuk, elimizden kaçmamak için mi uçamayacak şekilde evrim geçirdi?
Prof.Dr. Alaaddin Başar

İlgili Yazılar:
Zeitgeist Hareketi ve Venüs Projesi Hakkında

Yazının Tamamı..

Google'a kapatma komplosu! Kimler, neden kapattırmak istiyor?

21 Nisan 2009

Turk.internet.com sitesinde yayınlanan bir habere göre birileri Google'ı kapattırmak için bazı komplolar kuruyor. Buna göre önce Atatürk'e hakaret içeren bir site hazırlanıyor ama bu site her nedense Google'ın ücretsiz site hizmeti www.google.com/sites servisi kullanılarak hazırlanıyor. Neden kendilerine ait bir domain veya host değil ya da blogger, wordpress gibi bir blog değil de pek tercih edilmeyen bir Google servisi kullanılmış acaba? Bu durum Google'ın hedef olduğunu akla getiriyor.

İkincisi, savcılığa suç duyurusunda bulunanlar -büyük ihtimalle siteyi hazırlayanların bizzat kendileri - her nasılsa sözkonusu site henüz hiçbir arama motoru (Google dahil) tarafından indexlenmemesine ve cachelenmemesine rağmen siteyi biliyorlar veya buluyorlar. Henüz hiç kimse sitenin adresini bile bilmezken, sitenin daha ziyaretçisi bile yokken, birileri çıkıp böyle bir sitenin varlığını biliyor ve suç duyurusunda bulunuyor.

Üçüncüsü, yine haberdeki iddiaya göre (iddia diyorum çünkü siteyi görmedim, site adresi de verilmemiş), site öyle bir şekilde hazırlanmış ki bariz bir şekilde suç teşkil ederek "Gel beni kapat" diyormuş. Tabi bu site Google'ın altında bir alt alan adı (subdomain) olduğu için potaya direk Google girmiş oluyor. Bu da olayın kasıtlı ve asıl hedefinin Google olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Peki Google'ı kimler, neden engellemek istiyor?

Günümüzde internet en büyük haber ve arşiv kaynağı haline geldi. Öyle ki, Google üzerinden iddianameler bile hazırlanır oldu. Çünkü Google şu an internetin yani bu devasa kütüphanenin adeta güncel bir fihristi durumunda. Bu durumda birileri bu müthiş bilgi kaynağı ve arşiv deposunu sabote etmek veya susturmak isteyebilir. Bu komplo halen mahkeme süreci devam eden bir örgütün çalışma tarzını akla getiriyor. Ne de olsa hala saklamak istedikleri çok şey var..

Serdar Kocaoğlu
21.04.2009

İlgili Yazılar:
Google'ın Marifetleri
Pagerank Nedir, Nasıl Yükseltilir?
Google Pagerank Güncellemesi Hakkında..

Yazının Tamamı..

Peygamber Efendimizin Doğumu (Mevlit Kandili) Hakkında..

20 Nisan 2009

Peygamber Efendimizin doğumu, kutlu doğum, mevlit kandili

Bu gece Mevlit Kandili yani Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (SAV)'in doğumunun hicri takvime göre yıldönümü. (Hicri:12 Rebî'ul-Evvel, Miladi: 20 Nisan)
Bu vesileyle herkesin kandilini tebrik ederek bu gecenin anlam ve önemine dair bikaç yazı paylaşmak istiyorum..
-----------------------------------------------
Âdem aleyhisselam Cennetten çıkarılınca, "ya Rabbi, Muhammed aleyhisselamın hürmetine beni affet" diye dua etti. Allahü Teâlâ ise, [ne cevap vereceğini bildiği halde diğer insanların duyması için] “Ya Âdem, onu henüz yaratmadım. Nereden bildin?” buyurdu. Âdem aleyhisselam da, "Arşta "Lâ ilâhe illallah, Muhammedün Resulullah" yazılı olduğunu gördüm. Anladım ki, şerefli isminin yanına ancak en çok sevdiğinin, en şerefli olanın ismini layık görürsün" dedi. Allahü teâlâ buyurdu ki: “Ya Âdem doğru söyledin. O bana insanların en sevgilisidir. Onun hürmetine dua ettiğin için seni affettim. Eğer Muhammed olmasaydı, seni yaratmazdım.”
-----------------------------------------------
İnsanlık tarihinin en önemli hadisesi hiç şüphesiz Hz. Muhammed (s.a.v)'in dünyaya teşrifleridir.

"(Ey Muhammed!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik"[1] ve "Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik"[2] âyetlerinde açıkça belirtildiği gibi, rahmet peygamberini bütün dünya beklemekteydi. Hz. Musa aleyhisselâma gönderilen Tevratta; müjdeci, uyarıcı, katı yürekli olmayan, sokaklarda bağırıp çağırmayan, kendisine yapılan kötülükleri iyilikle karşılayan, affeden [3] özelliklerle anlatılan Peygamber Efendimizin gelişini, herkes hasretle bekliyordu. Kurânın ifadesiyle Hz. İsa onun gelişini şöyle müjdeliyordu: Hatırla ki, Meryem oğlu İsa: "Ey İsrailoğulları! Ben size Allahın elçisiyim, benden önce gelen Tevratı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir peygamberi de müjdeleyici olarak geldim", demişti[4]

Peygamber Efendimiz (SAV) daha dünyaya teşrif etmeden ve Peygamberlikle görevlendirilmeden ona inananlar olmuştu. şairimiz Arif Nihat Asya bu gerçeği şöyle dile getirir:

Günler, ne günlerdi yâ Muhammed
Çağlar ne çağlardı
Daha dünyaya gelmeden
Müminlerin vardı
[5]

Milli Şairimiz Mehmet Akif de, Peygamber Efendimizin gelişini, bütün insanlığın beklediğini şu mısraları ile anlatır:

On dört asır evvel, yine bir böyle geceydi,
Kumdan, ayın on dördü, bir öksüz çıkıverdi!
Lâkin, o ne hüsrandı ki hissetmedi gözler
Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi!
[6]

Allah Teâlâ, bütün peygamberlerden ümmetleri adına onun peygamberliğini tasdik edeceklerine ve ona yardımcı olacaklarına dair söz almıştır. Nitekim bu husus Kurânda şöyle anlatılır: "Hani, Allah, Peygamberlerden: Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz diye söz almış ve Bunu kabul ettiniz mi, verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi? demişti. Onlar, Kabul ettik demişlerdi. Allah da, Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” demişti[7].

Kurânı Kerimden önce gelen bütün kutsal kitaplarda, Peygamber Efendimizin geleceğinden ve özelliklerinden söz edilmiştir. Ancak Hıristiyan ve Yahudi din adamları bu gerçeği gizlemişler ve tahrif etmişlerdir. Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitaptaki peygamberi), öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir grup bile bile gerçeği gizlerler[8] âyeti bu gerçeği vurgulamaktadır.

Allah Teâlânın, insanlığa gönderdiği en son rahmet elçisi ve hidayet öncüsü Hz. Muhammed (s.a.v)'in Allah katından getirdiği ilahî davetini ve onun örnek ahlâkını anlamak, anlatmak, ona duyulan engin sevgiyi gönüllere yerleştirmek, topluma aktarmak maksadıyla yıllardır müslümanlar, onun dünyaya teşriflerini Mevlid kandili olarak kutlamaktadır.
__________________
[1] Enbiyâ, 21/17.
[2] Sebe, 34/28.
[3] Muvatta, Mukaddime, 2.
[4] Saf, 61/6.
[5] Arif Nihat Asya, Dualar Ve Âminler, İstanbul, 1976, s. 64.
[6] Mehmet Akif Ersoy, Safahat, İstanbul, 1977, s. 499.
[7] Âli İmrân, 3/81.
[8] Bakara, 2/146.

Dr. Kerim BULADI

---------------------------------------------
İbret verici bir hadise:

Peygamber aşığı yoksul adam, rüyasında Peygamberimiz’i görür ve sıkıntı içindeki halini arz eder. Efendimiz buyurur ki:

- Sabah erkenden kalkıp Hekim Ali Paşa’ya git, Ben’den selam söyle, sana yüz altın versin. Rüyana inanmazsa, perşembe akşamları okuduğu Yasin-i Şerifi’ni geçen perşembe okumadı, onu da hatırlat, Yasin hediyesini beklediğimi de söyle.

Sabah namazdan sonra Hekim Ali Paşa’nın kapısını çalan yoksul adam rüyasını aynen anlatır:

- Paşam, der, bu gece rüyamda Efendimiz’i gördüm, ‘Ali Paşa’ya Ben’den selam söyle, sana yüz altın versin.’ dedi. ‘İnanmazsa, her perşembe okuduğu Yasin’i de geçen perşembe okumadı, onu da beklediğimi hatırlat.’ dedi.

Ali Paşa heyecanlanır. “Bir daha anlatır mısın?” der.

Adam: “Efendimiz’in selamı var...” diyerek bir daha anlatır. Ama paşanın eli cebine bir türlü gitmez de, “bir daha anlatır mısın?” diye tekrar eder. Efendimiz’in selamı var, diyerek bir daha anlatır yoksul adam.

Paşa bir daha, bir daha diye tekrarlayınca:

- Paşam der, vermeyeceksen verme, neden bir daha anlatır mısın? diye tekrarlatıp duruyorsun?..

- Evladım, der Paşa. Tekrarladığın her selam benim için o kadar kıymetli ki her bir selama 100 altın paha biçiyorum. O’nun selamının her birine 100 altın feda olsun. Yedi defa selamı var dedin, yedi yüz altın kazandın, var gönül hoşluğuyla harca yedi yüz altını.. diyerek altınları Peygamber’i rüyasında görecek kadar peygamber aşığı yoksulun avucu içine bir bir sayar, bundan sonra da ekler:

- Bir daha görüşecek olursan, yeni selamlarını ve emirlerini beklediğimi de söyle. Ne emrederse başım gözüm üstüne yerine getirmeye hazır bekliyorum burada...

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan Kutlu Doğum Sinevizyonu..


İlgili Yazılar:
Kutlu Doğum Haftası
Miraç Kandili
Yaratılış, Kabe ve Altın Oran
Regaib Kandili
Sure ve Ayet Sayıları grafiğinde ortaya çıkan Allah (c.c.) yazısı
Berat Gecesi..
Regaib Kandili
Oruç ve Faydaları..

mevlit, mevlüt kandili, kutlu doğum haftası, peygamberimizin, efendimizin doğumu, hz. Muhammed Mustafa (SAV)

Yazının Tamamı..

Kutlu Doğum Haftası

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan Kutlu Doğum Sinevizyonu..

Peygamber Efendimizin Doğumu (Mevlit Kandili) Hakkında..

Yazının Tamamı..

Sahtekarlığa Var Mısın Yok Musun!

Var Mısın Yok Musun yarışmasıVar Mısın Yok Musun yarışması hakkında yazsam mı, yazmasam mı diye düşünüp duruyordum ama daha fazla dayanamadım. Öncelikle evet ben de bazen izliyorum. Hiç izlemediğini iddia eden varsa pek inanmayın. Bazıları nedense, bu tarz yayınları izlemediklerini iddia ederek kendilerine entel süsü vermeye çalışırlar..

Evet, izliyorum ama her defasında hayretle, şaşkınlıkla ve ibretle izliyorum. İnsanların hal ve hareketlerini izlemek, analiz etmek, neyi neden yaptıklarını anlamaya çalışmak ve yorumlamak bende eski bir huydur. Bir zamanlar beden diline meraklanıp biraz okumuşluğum da vardır. Bu açıdan, bu yarışma bence psikologlar veya sosyologlar için eşi bulunmaz bir malzeme. İyi analiz edilmeli.

İnsanların para için şekilden şekle girmeleri, her türlü cıvıklık ve sululukları, kah ağlamalar kah gülmeler, durmadan anlamsız tezahüratlar, bağırışlar, çağırışlar, sözüm ona diğergamlık, hasbilik, vefa, gözyaşları..

Bir tiyatro sahnesinde bile eşine az rastlanacak türde eşsiz bir oyunculuk. Değme tiyatroculara taş çıkartacak marifetler sergileniyor. Büyük kutu açan, yarışmacı arkadaşı için neredeyse kahrından ölecek zannediyorsunuz, o ne hicaptır öyle, o ne mahcubiyet! Şaşıp kalıyoruz, bu ne sevgi, bu ne dostluk, bu nasıl bir vefa örneğidir böyle! İnsan olarak kendimizden utanıp intihar etmemiz lazım bu melekleşmişleri görünce..

Söylenecek çok da fazla şey yok aslında bu riyakarlığa, sahtekarlığa ve para budalalığına..

Serdar Kocaoğlu
20.04.2009

İlgili Yazılar:
Çok mu güzel hareketler bunlar?

Yazının Tamamı..

Krizin Özeti

16 Nisan 2009

Geçenlerde bir otomotiv dergisinde, bir işadamının makalesini okurken krizle ilgili bir cümlesini çok beğendim. Bu cümleyle krizin ne olduğunu ve nasıl çıktığını çok güzel özetlemiş. Diyor ki bu işadamı:
"Çarklar hızla dönerken su yüzüne çıkmayan problemler, çarkların yavaşlamasıyla birlikte ortaya çıktı ve saadet zinciri koptu."
Sizi bilmem ama ben bu cümleden çok şey anladım. Olayı basitleştiren ve özetleyen bir cümle..

Serdar Kocaoğlu
16.04.2009

Yazının Tamamı..

Spama Karşı Port Tedbiri (Türkiye'de SMTP için 25. port yerine 587 kullanılacak)

14 Nisan 2009

spama hayırBu siteyi takip edenler, spam mailler konusundaki hassasiyetimi ve daha önce konuyla ilgili yazdıklarımı hatırlayacaklardır. Türkiye olarak spamda dünya çapında kimilerine göre ikinci, kimilerine göre üçüncü durumda olmamıza rağmen neden bişeyler yapılmadığı üzerinde çok durmuştum. Nihayet konu ile ilgili Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından çalışmalar yapılıp bazı adımlar atıldı.

Çözüm olarak yapılmak istenen şey ise standart mail gönderme portu olan TCP 25. portun bloklanması ve yerine TCP 587. portun kullanılması. Port değiştirme önerisi aslında daha önce benim çalıştığım kurum da dahil bütün kurumlara sorulmuştu. Ben açıkçası o zaman bunun iyi bir çözüm olduğuna inanmadım çünkü portun değişmesi bana pek anlamlı gelmedi. Sonuçta 25. portu kullananlar 587'yi de kullanırlar diye düşündüm ama aslında bu port değişikliğiyle hedeflenen şey; ADSL kullanıcılarının haberi bile olmadan virüslerin veya Zombie (Botnet) bilgisayarların 25. port üzerinden otomatik olarak gönderdikleri spam mailleri bloklamak. Bu durumda, bu tedbir baya işe yarayacak gibi görünüyor.

TTNET'in konuyla ilgili açıklamasını aşağıda bulabilirsiniz..

Serdar Kocaoğlu
MCSE:S
14.04.2009

TTNET'in Açıklaması:

Şimdi E-posta Kutunuz Daha Güvenli!

Internet üzerinde aynı mesajın yüksek sayıdaki kopyasının, bu tip bir mesajı alma talebinde bulunmamış kişilere, zorlayıcı nitelikte gönderilmesi SPAM (istenmeyen e-posta) olarak adlandırılır. SPAM sorunu dünyada internetin yaygın kullanılmaya başlaması ile birlikte ortaya çıkan bir sorundur.

SPAM gönderimi kötü niyetli kişilerin bilinçli olarak kendi bilgisayarlarından yapılabildiği gibi, güvenliği sağlanmamış bilgisayarlara internet yoluyla botnet, worm gibi casus yazılımlar bulaştırılıp bu yazılımların bulaştırıldığı bilgisayarlar üzerinden de yapılabilmektedir. Casus yazılım bulaştırılan bilgisayar sahiplerinin bir çoğu kendi bilgisayarlarının SPAM amaçlı kullanıldığının farkında dahi değildir.

Dünyada dolaşan e-postaların %90'ı SPAM e-postadır ve bu SPAM e-postaların %80'i de internetten casus yazılımlar bulaştırılmış, kullanıcılarının haberi dahi olmayan, "zombie" diye adlandırılan bilgisayarlar üzerinden gitmektedir.

Ülkemiz maalesef dünyanın en büyük SPAM e-posta yayan ülkelerinden biridir. Bu da ülkemiz için ciddi bir saygınlık ve imaj kaybına sebep olmaktadır. Bunlara ek olarak ciddi bir kaynak israfına da yol açmaktadır.

Ayrıca, yurtdışında bilgisayarlar üzerinden bilinçli veya bilinçsiz spam e-posta gönderen IP adreslerini tespit eden karaliste organizasyonları mevcuttur. Karaliste organizasyonları bir IP bloğundaki kullanıcıların bir kaç tanesi SPAM yapmış olsa bile ilgili IP Bloğunun tamamını karalisteye alabilmektedir. Böylece hiç SPAM yapmamış kullanıcılar da karalisteye girdiğinden dolayı e-posta gönderememe problemi yaşamaktadırlar.

SPAM sorununun önlenmesinde en önemli adım gönderilen mesajların kimin tarafından gönderildiğinin bilinmesi ve denetlenebilmesidir. SPAM ile mücadele amaçlı kurulmuş organizasyonlar, aslen e-posta servisi sağlayan kurumların alması gereken bu önlemin erişim servis sağlayıcılar tarafından da desteklenmesini talep ve tavsiye etmektedirler.

Halihazırda SPAM e-posta gönderimi yaygın olarak ADSL kullanıcılarının bilgisayarlarından mesaj gönderilmek istenen sunucuya doğru 25. Port üzerinden bağlanarak yapılmaktadır. Dünyada operatörler tarafından en yaygın kullanılan çözüm, dinamik IP'li müşterilerin 25. portunun kapatılıp e-posta göndermelerini engelleyerek gerçek e-posta kullanıcıların güvenli başka bir porttan göndermelerini sağlamaktır.

Bu yöntem uygulandığında dinamik IP bloklarından gönderilen SPAM mesajları kayda değer oranda azalacak, gönderilen SPAM mesajların kimlik tespiti yapılabilmesi nedeniyle ilgili servis sağlayıcı tarafından daha kolay tespit edilebilecektir. Kimlik Doğrulamalı e-posta gönderimine geçiş için, dinamik IP'li kullanıcıların e-posta göndermek için kullandıkları 25. Port bloklanacak, kullanıcıların e-posta istemci yazılımları (outlook express gibi) üzerinde "Authenticated/kimlik doğrulamalı SMTP" seçeneklerini aktive ederek 587. Port üzerinden e-posta göndermeleri istenecektir.


Yukarıda anlatılan uygulamanın hayata geçirilebilmesi için, e-posta hizmeti veren abone potansiyeli yüksek yer sağlayıcıların da katılımıyla, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) nezdinde düzenlenen toplantıda Pilot bir uygulama yapılması kararlaştırılmıştır. E-posta hizmeti veren yer sağlayıcılardan Çizgi Telekom, DorukNet ve Mynet'in katkıları ile Pilot Çalışma Modeli oluşturulmuş ve oluşturulan bu model BTK ile paylaşılmıştır. BTK tarafından da Pilot Çalışma Modeli toplantıya katılan tüm e-posta yer sağlayıcıları ile paylaşılmıştır.

Port Değişikliğinden Etkilenmeyenler

- Web tabanlı e-posta hizmeti alan hiçbir müşteri sorun yaşamayacaktır.
- Gmail, Yahoo, Hotmail gibi e-posta sağlayıcıları istemci bazlı hizmetlerinde 25. port kullanmadığı için bu hizmetleri kullananlar etkilenmeyecektir.
- Statik IP'li olan e-posta sunucusu, ADSL erişimi kullanan firmaların kullanıcıları etkilenmeyecektir.
- Kurumsal şirket çalışanları genelde VPN yada OWA gibi web tabanlı erişimler kullandıkları için sorun yaşamayacaktır.
- Yurtdışından istemci kullanarak e-posta hizmeti alan müşterilerin çoğunluğu port 25 kullanmadığı için etkilenmeyecektir.

Port Değişikliğinden Etkilenenler için yapılması gerekenler:

Outlook, Outlook Express vb.gibi e-posta programları ile e-postalarını kullanan müşterilerimizin ayarlarında değişiklik yapması gerekmektedir.

Öncelikle, e-posta hizmeti aldığınız firmanın 587.port hizmetini aktif hale getirdiğini teyid etmeniz gerekmektedir. Aktif hale getirilmiş ise kendi e-posta programlarınızda giden sunucu olarak 25.port kullanımı yerine 587.port değişikliğini yapabilirsiniz.

İlgili Yazılar:
Dünyadaki Spam e-postaların yüzde 8’i Türkiye'den..
Spamda dünya 1.liğine doğru..
Örnek bir phishing (olta) maili..

Yazının Tamamı..

İhtiyarların Kavgası ve Bu Ülkeye Dair..

13 Nisan 2009

Dün oğlumu parka götürdüm. Salıncak, kaydırak faslından sonra biraz oturalım diye boş bir masaya geçtik. Derken ihtiyar bir amca çıkageldi. Selamlaştık, masamıza oturdu. Bu amca 1933 doğumlu (76 yaşında) ve Kayseriliymiş. Yıllarca Almanya'da çalışıp emekli olup gelmiş, çoluk çocuğa ev yapmış, yaşayıp gidiyormuş. Kendisi güler yüzlü, canayakın bir tipti. Hiçbir ihtiyara saygıda kusur etmeyiz ama böylelerini daha bir içten severiz. Bir de her gördüğüne öğütler vermeye çalışan, ağzından cehalet aktığı halde kendisini ulu çınar zanneden ihtiyarlarımız vardır ki, böylelerine de saygıda kusur etmemeye çalışırım ama olabildiğince uzaklara kaçarım.

Neyse dönelim bizim amcaya. Sanırım kendisi de hala sigara içtiği için olacak ki, görür görmez sigarayı bırakmamı söylemeyen ilk yaşlıydı :)

Bu amcayla, gavurun dürüstlüğünden, bizim sahtekarlığımızdan dem vuruyorken yaşlı bir amca daha geldi, bereketli günümdeymişim, bir sürü boş masa varken o da gelip yanımıza oturdu. Tabi asıl niyetleri sohbet etmek olan bu amcalara hiç bir zaman "öte git" dememişimdir ama ne yazık ki iletişim kurmakta da hep zorlanmışımdır.

Neyse, bu yeni amcanın da 1931 doğumlu (78 yaşında) ve Kırşehirli olduğunu diğer amcayla birlikte öğrendik. İşe bakın ki bu amca da diğeri gibi eski bir Almancı çıktı. İçimden dedim ki "Oh ne ala, Almanyadan hemşeri çıktılar, gör şimdi muhabbeti!" ama nerdee! Amcalar Kayseri ve Kırşehir tartışmalarına bir başladılar ki sormayın. Biri Kayserililere atıp tutuyor diğeri Kırşehirlilere. Pes dedim yani bu yaşa gelmişler hala akıllanmamışlar. Ben de arasıra lafa girip her memleketin iyisi de vardır, kötüsü de mealinde bişeyler söyleyip olayı tatlıya bağlamaya çalışıyorum ama dinleyen kim! Kayserili amca Kırşehirlilerin ne kadar para düşkünü olduğundan, Kırşehirli amca da Kayserinin yarısının Ermeni olduğundan bahsetti. Bu arada her söylediklerini de bana onaylatmaya çalışmaktan geri durmadılar.

Sonunda Kırşehirli ağzını bozmaya başladı ve kalkıp gitti. İşin aslı Kırşehirlinin diğeri kadar hoşgörülü ve sevecen bir yanı yoktu. Daha baştan, herşeyi bilirim havasında ve önyargılıydı. Aslında ben Kayserililerin para konusunda tartışmasız bir şöhret yaptığını bilirim ama Kayserili amca bu iddiayı Kırşehire yöneltmişti. Almanya'da birlikte iş yaptığı bütün Kırşehirlilerin böyle olduğunu gördüğü için kendince haklıydı. Ben de bunun sebebinin Almanya'da yaşayan Kırşehirli oranının fazla oluşundan kaynaklanıyor olabileceğini söyledim ama bu fikrim de ihtiyarlar tarafından pek itibar görmedi.

Her neyse, bu saçma tartışmaya taraftar olacak değildim ve bu yaşa gelmiş insanların böyle bir tartışmaya girerek birbirlerine karşı hakarete varan sözler sarfetmelerini çok yadırgadım.

Bu olayı paylaşmamın asıl sebebi; bu neslin, yani dedelerimizin ve hatta babalarımızın nasıl bir ruh haline sahip olduklarını göstermesi ve bu ruh halinin ülkeye nelere mal olduğunu gözler önüne sermesidir. İşte bu zaaf yüzünden, bu ülke yıllarca anarşiye sürüklenmiş, millet şucu bucu diye bölünmüştür.. Bari biz ve çocuklarımız bu zaafın kurbanı olmayalım, ortak paydalarda birlik olalım: En azından devletimiz, vatanımız, bayrağımız ve dilimiz aynı. Farklı inanabilir veya düşünebiliriz, farklı takımları tutabiliriz, farklı etnik kökenimiz olabilir, farklı yerlerde doğup büyümüş olabiliriz, ne var yani bunda? Bunlar kavga sebebi olabilir mi? Bunlar bölünmeyi, birbirimize düşman olmayı gerektirir mi?..

Serdar Kocaoğlu
13.04.2009

ihtiyar, yaşlı, amca, kayserili, kırşehirli, hemşericilik, bölgecilik, farklılık, para, almanya, almancı, emekli, çocuk, zaaf, millet, ülke, vatan, dil, Türkiye, bayrak, etnik köken, kurban, ortak payda, anarşi, birlik, beraberlik, düşman, böünme, bölücülük

Yazının Tamamı..

Yaratılış, Kabe ve Altın Oran..

06 Nisan 2009

Eskiden beri matematiği çok seven birisi olarak, Altın Oran'ı anlatan bir video görünce hayranlıkla izledim ve paylaşmak istedim. Videoda, bu oranın yaratılışta nasıl yer aldığı anlatılıyor. İnsan vücudundaki ölçülerden tutun da Kabe'nin dünya üzerindeki koordinatlarına kadar bir çok yerde bu oran karşımıza çıkıyor ve Allah'ın varlığını ve herşeyin yaratıcısı olduğunu hiçbir şüpheye yer bırakmadan ispatlıyor ve "La ilahe illallah" diyor ve dedirtiyor..


Altın Oran Nedir?

Doğada sayısız canlının ve cansızın şeklinde ve yapısında bulunan özel bir orandır. Doğada bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, yüzyıllarca sanat ve mimaride uygulanmış, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği sanılan geometrik ve sayısal bir oran bağıntısıdır. Doğada en belirgin örneklerine insan vücudunda, deniz kabuklulularında ve ağaç dallarında rastlanır. Platon'a göre kozmik fiziğin anahtarı bu orandır. Altın oranı bir dikdörtgenin boyunun enine olan en estetik oranı olarak tanımlayanlar da vardır.

Eski Mısırlılar ve Yunanlılar tarafından keşfedildiği, mimaride ve sanatta kullanıldığı düşünülmektedir. Göze çok hoş gelen bir orandır.

Altın Oran, pi (π) gibi irrasyonel bir sayıdır ve değeri şudur: 1.618033988749894
Bu oranın kısaca gösterimi: (1+kök5)/2
Altın Oranın sembolü: PHI yani Φ'dir.

Altın Oran, Fibonacci isimli İtalyan Matematikçinin bir dizideki sayıların arasındaki ilişkiyi bulmasıyla ortaya çıkmıştır. Fibonacci sayıları olarak da adlandırılan bu sayıların özelliği, dizideki sayılardan her birinin, kendisinden önce gelen iki sayının toplamından oluşmasıdır.

Fibonacci Sayıları:
0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, 987, 1597, 2584 ..

Dizideki bir sayıyı kendinden önceki sayıya böldüğünüzde birbirine çok yakın değerler (oranlar) elde edilir. Serideki 13. sırada yer alan sayıdan sonra bu oran sabitlenir. İşte bu oran "altın oran" olarak adlandırılır.

ALTIN ORAN = 1,618

233/144=1,618
377/233=1,618
610/377=1,618
987/610=1,618
1597/987=1,618
2584/1597=1,618

kuran, altın oran, nedir, 1,618, 1.618, fi, yaratılış, kabe, mekke, koordinat, ölçü, rakam, sayı, değer, oran, eksen, fibonacci, matematik, fizik, dünya, ekvator, kutup, kabenin sırrı, kutsal gizemler, film, video, sinema, dünyanın altın oran noktası kabe, piramit

Yazının Tamamı..

Google Pagerank Güncellemesi Hakkında..

04 Nisan 2009

Bir süredir çok sık yazmıyorum. Yazmaya ara vermemdeki en önemli sebep, siteye 2008 sonu için koyduğum hedeflere birkaç ay gecikmeyle de olsa ulaşmış olmamdı. Demekki hedeflere ulaşılınca motivasyon azalıyor, daha büyük hedefler koymak gerekebiliyor ama açıkçası site konusunda daha büyük hedefler belirlemeye pek de niyetim yok. Çünkü bu oldukça zahmetli bir iş, vakit ayırmak ve oturup düzenli aralıklarla bol bol yazı yazmak gerekiyor. Böyle olunca da işin tadı kaçıyor, zevkle yapılan bir iş zamanla eziyet halini alıyor. Bunları düşünerek biraz ara vermeyi tercih ettim. Peki neymiş bu hedefler derseniz;

1) Günlük ziyaretçi sayısını 500'e çıkarmak
2) Alexa'da ilk 500.000'e girmek,
3) Google Pagerank'ın en az 3 olması.

İlk 2 hedefe Şubat ayında ulaştım ama Google, pagerankları yılbaşından beri güncellemediği için bu hedefe ulaşılması bir hayli gecikti. Ama beklemeye değdi çünkü bikaç gün önce Google'ın yaptığı pagerank güncellemesiyle pagerankım 4 oldu. Netice itibariyle bu son hedef de aşılmış oldu.

Evet, uzun uğraşlarımdan sonra nihayet Google Pagerank'ım 4 oldu. Yani bu site için verilen emek Google tarafından da bir nevi tescillenmiş oldu. Bundan sonraki hedef, daha önce tutturulan hedefleri korumak olacak çünkü son bir aydır bıraktığım boşluk yüzünden ilk 2 hedefte ciddi gerilemeler oldu. Yine fırsat buldukça yazmaya çalışacağım ama bundaki en belirleyici etken, okuyucunun ilgisi ve yorumları olacaktır..

Serdar Kocaoğlu
04.04.2009

İlgili Yazılar:
Neden Site? Neden Blog? Neden Blogger?
Pagerank Nedir, Nasıl Yükseltilir?
Alexa İstatistikleri Hakkında..
Google'ın Marifetleri
pagerank güncellemesi, google, alexa, günlük ziyaretçi sayısı, site, blog, istatistik

Yazının Tamamı..

YUKARI