İsrail'i Kınıyoruz!

29 Aralık 2008

israil terörü filistin

Elli yıldan beri Ortadoğu’da terör estirip, emellerindeki topraklara kavuşmak maksadıyla çocuk, yaşlı, sivil demeden binlerce insanı katleden, zulümden, tecrite ve soykırıma varana kadar her türlü insanlık suçunu işleyerek uluslararası hukuku ayaklar altına alan İsrail’i kınıyor ve masumların üzerinden ellerini, insanların toprağından tanklarını çekmesini istiyoruz.

Yeryüzünü kanla sulamaktan zevk alan, mazlumun soluduğu havaya dahi ambargo koyan Siyonist dünya görüşünün zalimliğinin, kurdukları İsrail devletini meşrulaştıramayacağını bütün dünya kamuoyuna haykırıyor, Filistin halkının çektiği ızdırabı sessiz sedasız seyretmenin başta ABD, AB(EU), İKÖ olmak üzere BM (UN) ve NATO gibi güçlerin işlenen bu insanlık suçuna iştirak ettiği anlamına geldiğini belirterek demokrasi, insan hakları ve hukuk adına güç odaklarını İsrail zulmünü durdurmaya çağırıyoruz. Türk Blog Yazarları

FİLİSTİN'E YARDIM EDELİM!

İsrail'i kınamak dışında da yapabileceğimiz şeyler var!
Filistin'e yardım etmek için FILISTIN yazıp 5777'ye bir SMS atarak, Kimse Yok Mu Derneği aracılığıyla 5 TL bağış yapabilirsiniz..
Kampanya hakkında bilgi almak için:
http://www.kimseyokmu.org.tr/NewsDetails.aspx?newsID=1093

NOT: SMS bağışlardan alınan %15'lik hazine kesintisinin kaldırılmasıyla Turkcell aboneleri de SMS ile 5 TL bağışta bulunma imkanına yeniden kavuştu. 1.1.2009

İlgili Yazılar:
- Savaşların Gizli Finansörü Rothschild Hanedanlığı ve İsrail'in kuruluşu
- Gizli Derin Dünya Devleti
- Derin Bilgiler
israili kınıyoruz, filistin, terör, soykırım, yardım, kimse yokmu, sms, kampanya, bağış

Yazının Tamamı..

Nükleer Enerji Şart!..

25 Aralık 2008

nükleer santral

Bir elektrik mühendisi olmama rağmen elektrik sektöründe hiç çalışmadım ve branşım konusunda çok bilgili olduğum da söylenemez. Ama şu kadarını iyi biliyor ve ısrar ediyorum ki: Türkiye için nükleer enerji kullanımı zorunludur.

Bu düşüncemi mühendis kimliğimle değil alelade vatandaş olarak açıklıyorum. Zaten bizim okullarımızda düşünme ve sorgulamaya fırsat verilmediği, güncel konuların tartışılmadığı, kitaplarda yazan formüllerin ezberletildiği bir öğretim sistemi varken, benim kalkıp da bu düşüncemi elektrik mühendisi olduğum için söylüyorum deme şansım var mı sizce? Bence yok.. Böyle bir eğitim sisteminde kim nasıl fikir üretebilir ki? Ben şahsen üniversiteyi, sisteme kendimi tamamen adapte ederek (yani hiç düşünmeden, fikir üretmeden, tartışmadan, yorum yapmadan, ders notlarını güzel yazı yazanlardan fotokopi çektirerek, çıkmış sorulara çalışarak, kısmen ezberleyerek) bitirdiğimi itiraf ederim. Bunları yapmadan okul bitiren veya mesleğini gerçekten okulda öğrenen varsa ne mutlu. Neyse benim bahsetmek istediğim bu değildi ama kanayan bir yaraya daha parmak bastığıma da sevinmedim değil hani :) Bu meseleyi eğitimcilere havale ederek anafikrime geri dönüyorum.

Çok eskiden beri Türkiye'nin gündeminde olup da bir türlü yapılamayan nükleer santrallerin dünya çapında pek çok ülke tarafından kullanıldığını biliyor musunuz?

Bu konuda Google'dan bulduğum bikaç özet bilgi aktarayım:

"Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) verilerine göre halen dünyada 440 nükleer santral faaliyette. 30 kadarı ise yapım halinde. Litvanya, Fransa ve Belçika gibi ülkeler elektrik enerjisinin yüzde 70'e varan kısmını nükleer santrallerden karşılıyor. "

"Fransa, elektriğin yüzde 78'ini, Litvanya yüzde 69'unu, Slovakya yüzde 57'sini, Belçika yüzde 54'ünü, İsveç ve Ukrayna yüzde 48'ini, Bulgaristan yüzde 44'ünü, Ermenistan yüzde 42'sini, Slovenya yüzde 40'ını, Güney Kore yüzde 39'unu, Macaristan yüzde 38'ini, İsviçre yüzde 37'sini, Almanya yüzde 32'sini, Çek Cumhuriyeti yüzde 31'ini, Japonya yüzde 30'unu; Finlandiya yüzde 28'ini, İspanya yüzde 20'sini, Amerika yüzde 19'unu, İngiltere, Kanada ve Rusya yüzde 16'sını nükleer enerjiden üretiyor. "

"Nükleer enerji günümüzde temiz, sera etkisi yapan gazlar üretmeyen ve ekonomik bir enerji kaynağı olarak kabul edilmektedir. Ayrıca, dünya enerji ihtiyacının karşılanmasında kullanılan ana kaynaklardan birisi nükleer enerjidir. ABD’de Three Mile Island (1979) ve Rusya’da Tchernobyl (1986) olaylarından bu yana geçen 20 yılda nükleer enerji üretiminde, Uluslararası Nükleer Enerji Ajansına (AIEA) göre güvenlik konularında önemli adımlar atılmış ve yeni nesil teknolojilere geçilmiştir. Dünyada toplam 445 adet nükleer santral, dünya elektrik enerjisinin yüzde 16’sını üretmektedir. AB ülkelerinde nükleer enerjinin toplam enerji içindeki oranı yüzde 35’i bulmaktadır. "

"Yüzde 70 ithal kaynaklı girdilerle enerji üretimi yapılan Türkiye, enerjide dışa bağımlı durumda. Türkiye'nin 2007 yılı sonunda enerji kaynakları ithalatının 35 milyar dolara ulaşması bekleniyor.."

"Dünyadaki faal nükleer santrallerin ülkelere göre dağılımı ise şöyle: ABD 104, Fransa 59, Japonya 55, Rusya 31, Güney Kore 20, İngiltere 19, Kanada 18, Almanya ve Hindistan 17, Ukrayna 15, Çin 11, İsveç 10, İspanya 8, Belçika 7, Çek Cumhuriyeti 6, Slovakya ve İsviçre 5, Macaristan ve Finlandiya 4, Bulgaristan, Romanya, Arjantin, Meksika, Güney Afrika, Brezilya ve Pakistan 2, Litvanya, Ermenistan, Slovenya ve Hollanda 1 adet."



Nükleer santral sayısı bazı yazılarda 430, bazılarında 440'lar civarında. Sanırım yazıların tarihleri farklı ve yapımı tamamlananlar vs olduğu için rakamlarda farklılıklar var, ancak 400 küsur desek bile fikir vermesi açısından yeterli.

Hal böyleyken biz hala nükleer santral kurmak için ihale yapma aşamasındayız. Bugün ihtiyacımız olan elektriğin %51'ini İran ve Rusya'dan aldığımız doğalgazla üretiyoruz. Gerisi de su, kömür, linyit vs'den üretiliyor. Yani aldığımız doğalgazın çoğunu elektrik üretmek için kullanıyoruz. Oysa her sene dışarı giden 35 milyar dolara 5 tane nükleer santral yapılabilir, ihtiyacın tamamı karşılanabilir, hatta Fransa'nın yaptığı gibi ihraç bile edilebilir.

Maalesef bu konuda da çok geç kalındı. Yanıbaşımızdaki Ermenistan ve Bulgaristan bile nükleer elektrik üretirken bizde hala birileri çevre kirliliğinden, yenilenebilir enerjilerden bahsederek sözüm ona doğa dostu yaklaşımlar sergileyerek nükleer karşıtlığı yapıyorlar.

El insaf!..

Serdar Kocaoğlu
25.12.2008
nükleer, santraller, elektrik, enerji, mühendislik, ihale, türkiye, dünya, santral sayısı, nuclear, kaynak, teknoloji

Yazının Tamamı..

Blogunuza Arama Motoru Ekleyin..

24 Aralık 2008

Blogunuza (blogger) site içi arama fonksiyonu eklemek için aşağıdaki kodu, HTML/Javascript Gadgeti olarak eklemeniz yeterli..

<form id="searchThis" action="/search" style="display:inline;" method="get"><input id="searchBox" name="q" type="text"/> <input id="searchButton" value="Ara" type="submit"/></form>
Blogumus Flash Animasyonlu Etiket Bulutu
Blogunuza Türkçe Son Yorumlar Aracı Ekleyin..
blog, blogger, blogspot, bloglar için arama, eklentisi, bileşeni, aracı, gadget, search, arama çubuğu, arama formu, ara

Yazının Tamamı..

Bloglar için Rastgele Yazılar Eklentisi

21 Aralık 2008

Blogger (blogspot) blogunuza "Rastgele Yazılar" eklentisi eklemek için blogunuzun yönetim panelindeki Yerleşim sayfasından yeni Gadget ekleyin. HTML/Javascript gadgetı seçerek aşağıdaki kodu gadgeta yapıştırın. Gadgeta başlık olarak Karışık Yazılar veya Rastgele Yazılar verebilirsiniz.
Dikkat etmeniz gereken, aşağıdaki koddaki kırmızıyla gösterilen yere kendi blogunuzun adresini yazmanız. Örneğin abc.blogspot.com veya abc.com gibi..

Kopyalanacak Kod:

<script src="http://dosya.serdarkocaoglu.com.tr/rastgele-yazi.js" type="text/javascript"></script><script type="text/javascript">
var MaxNumber = 10; var MaxChar=50; </script>
<script src="http://pipes.yahoo.com/pipes/pipe.run?_id=6bb44bb690cef0d6fd66fd5d9d05ea4c&_render=json&_callback=pipeCallback&url=http%3A%2F%2Fserdarkocaoglu.com.tr" type="text/javascript"></script>

MaxNumber = 10 ifadesindeki 10 sayısını değiştirerek gösterilmesini istediğiniz yazı sayısını belirlemeniz mümkün. Ayrıca MaxChar=50 ifadesindeki 50, yazı başlıklarının gösterilecek karakter sayısıdır. Bunu da uygun şekilde değiştirmeniz mümkün.

Diğer Blog Araçları:
Blogunuza Türkçe Son Yorumlar Aracı Ekleyin..
Blogunuza Arama Motoru Ekleyin..
blogger blogspot bloglar için karışık yazılar eklentisi rastgele yazılar aracı random posts gadget

Yazının Tamamı..

Blogger için Türkçe "Son Yorumlar" eklentisi

20 Aralık 2008

Blogger (blogspot) blogunuza Türkçe "Son Yorumlar" eklentisi eklemek için blogunuzun yönetim panelindeki Yerleşim sayfasından yeni Gadget ekleyin. HTML/Javascript gadgetı seçerek aşağıdaki kodu gadgeta kopyalayın. Başlık olarak Son Yorumlar yazabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken nokta, koddaki kırmızıyla gösterdiğim adresin yerine kendi blogunuzun adresini yazmanız. Örneğin abc.blogspot.com veya abc.com gibi..

<script style="text/javascript" src="http://dosya.serdarkocaoglu.com.tr/yorum.js"></script>
<script style="text/javascript">var a_rc=5;var m_rc=false;var n_rc=true;var o_rc=150;</script> <script src="http://serdarkocaoglu.com.tr/feeds/comments/default?alt=json-in-script&callback=showrecentcomments"></script>

Not: Bu kodlar son 5 yorumu gösterir, bu sayıyı değiştirmek isterseniz "var a_rc=5" kısmındaki 5'i değiştirebilirsiniz. Örneğin a_rc=10 yaparsanız son 10 yorum gösterilir.
Ayrıca "var o_rc=150" ifadesindeki 150, yorumdan gösterilecek karakter sayısıdır. Bunu da istediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz..

Serdar Kocaoğlu
20.12.2008

Diğer Blog Araçları:
Bloglar için Rastgele Yazılar Eklentisi (Karışık Yazılar Aracı)
Blogunuza Arama Motoru Ekleyin..
Blogumus Flash Animasyonlu Etiket Bulutu
blog, blogger, blogspot, için, türkçe son yorumlar aracı, son yorumlar eklentisi, bileşeni, aracı, gadget, last comments gadget

Yazının Tamamı..

e-Devlet Kapısı Açıldı..

19 Aralık 2008

Uzun süredir düşünülen e-devlet kapısı web sitesinin yapımı tamamlanarak açılışı yapıldı.

Siteye bakınca ilk tesbitim Singapur e-devlet sitesinden esinlendiği oldu. Bu konuda dünyada çok ileri bir seviyede olan Singapur'un örnek alınması iyi olmuş.

Sitenin temel amacı, bir vatandaşın doğumundan ölümüne kadar devletten alabileceği hizmetlerin tamamının tek bir portal üzerinden sunulması. Yani vatandaşın devletle bir işi varsa, ilk yapacağı şey bu siteye girmek ve ihtiyacına yönelik hizmeti bulmak. Site aslında kurumların verdiği web hizmetlerinin bir indeksi, fihristi şeklinde tasarlanmış.

Çok daha önce yapılması gereken bu sitenin, biraz geç de olsa açılmış olması güzel bir gelişme.

Vatana, millete hayırlı ve faydalı olması temennisiyle..

https://www.turkiye.gov.tr/

Serdar Kocaoğlu
19.12.2008

e-devlet, web portalı, edevlet kapısı, vatandaş, devlet, hizmet, web sitesi

Yazının Tamamı..

Kurbanın Düşündürdükleri

15 Aralık 2008


Kurbanın Düşündürdükleri

Bir kurban bayramını daha geride bırakırken, kurban hakkındaki mülahazalarımı paylaşma ihtiyacı hissediyorum. Bu ihtiyacın sebebini izah etmem gerekirse: Öteden beri Kurban Bayramına soğuk bakan, kurban kesmeyi adeta bir vahşetmiş gibi gören veya gösteren bir kesim var ülkemizde.


Öncelikle şu gerçekleri vurgulamak lazım;

1- İnsanlar et yemeli: Her ne kadar, otoburluğa (vejeteryanlığa) alıştırılmaya/özendirilmeye çalışılsa da, insanların sağlıklı yaşamak ve sağlıklı kalabilmek için belli ölçüde et yemek gibi bir zaruretleri vardır. Bunu önce bir kabul edelim.

2- Bu hayvanlar zaten kesilecek: Bazıları, sanki bu hayvanlar sadece bayramda kesiliyormuş gibi ısrarla vahşet, dehşet havası oluşturmaya çalışıyor. Sözüm ona insancıl davranarak, bu dini emirlerin insanlıkla bağdaşmadığı gibi taktik ve stratejilerle bazı karanlık güçlere hizmet etmeye devam ediyorlar..

Her bayram zamanı, fıkıh ve sünnetle sabit olan bu ibadet, sanki müphem bir konuymuşçasına tartışmaya açılıyor ve saçma sapan fikir ve yorumlarla zihinler bulandırılmaya çalışılıyor. Birileri bu ibadetten öylesine rahatsız oluyor ki sırf bu rahatsızlık bile, kurbanın birlik, beraberlik, kardeşlik, toplumsal barış adına ne derece önemli olduğunu da ispatlıyor aynı zamanda.

Peki Kurban Bayramından neden birileri bu kadar rahatsız oluyor acaba?

Pek farkında olmasak da, Türkiye ve dünya genelinde mutfağına et girmeyen hatta mutfağı bile olmayan milyonlarca insan var. Kurban Bayramında işte bu insanlar et yüzü görüyorlar. Hergün et yiyenler için bunu anlamak zor tabi. Oysa Afrika'da bir kilo et verildiği için ömür boyu vefa borcu hisseden insanlar var. Etten ziyade, yapılan iyiliği anlamaya çalışıyorlar. Çünkü her gelen onlardan bişeyler istemiş, bişeyler almış, birbirlerine düşürmüş, sömürmüş. Karşılıksız yapılan iyilik onlara çok tuhaf geliyor, şaşırıyorlar, inanamıyorlar..

Meselenin bir diğer yönü: İster istemez zengine buğzeden, gıpta eden fakirler, aynen zekatta olduğu gibi kurbanda da hisselerine düşeni alarak bu marazi düşüncelerden bir nebze olsun kurtulmuş oluyorlar. Zengin ile fakirin aynı sofrada oturması, aynı etten yemesi, aynı Yaradan'a şükretmesi sosyal barışın tesis edilmesine katkı sağlıyor..

Her ibadette olduğu gibi bunda da sayısız hikmetler, faydalar var, hiç bir faydası olmasaydı bile sadece toplumsal barışı, birlik ve beraberliği sağlamaya yönelik olması bile yeterdi..

İnsanlar bayramlar sayesinde akrabalarıyla, yakınlarıyla, komşularıyla ve sık görüşemedikleri insanlarla görüşüyor, konuşuyor, dertleşiyorlar. Bir milleti ayakta tutan en büyük dinamiktir, bu birlik duygusu..

Serdar Kocaoğlu
15.12.2008

İlgili Yazılar:
Kurban Nedir? Kimler kurban kesmelidir? gibi soru ve cevapları..

Yazının Tamamı..

İşte Türkiye'de en çok aranan kelimeler

11 Aralık 2008

Google, Türkiye'de 2008 yılının en çok aranan terimlerini açıkladı:

1- facebook
2- oyun
3- mynet
4- youtube
5- oyunlar
6- msn
7- indir
8- tv
9- hürriyet
10- haber

En hızlı yükselen aramalar; "hi5, facebook, key, netlog, sahibinden, dizi, kurtlar vadisi, kpss, oyunlar 1, vatan" kelimeleri oldu.

Ekonomide; "iş, kariyer, kredi, altın, para, finans, euro, borç, dolar, banka" en çok aranan kelimeler oldu.

Yazının Tamamı..

Yükselen Trend Blogçuluk ve Blog Kültürü Üzerine..

04 Aralık 2008

Bazen aklıma esiyor, bloglara takılıyorum, bir blogdan diğerine atlıyorum. Bu insanlar neden bahsediyor diye merak ediyorum, okuyorum. Yeni bir akım bu blogçuluk. Akım ya da kültür demek doğru olur mu bilmiyorum. Sosyologların, psikologların hatta edebiyatçıların incelemesi gereken bir konu. Ama en azından yükselen bir trend olduğu bir gerçek. İnternet tarihi açısından bakılacak olursa, eski forumcuların blogcu olduğunu, dolayısıyla forumların yerini blogların aldığını söyleyebilirim. Bir zamanlar forumlarda soru soranlar, cevap yazanlar şimdilerde kendi bloglarında yazıyorlar.

Bir kaç dakika içinde oluşturulan bu bloglar yeni yeni genç yetenekler doğuruyor. Kimi bilgisini, tecrübesini paylaşıyor, kimi yaşadıklarını anlatıyor. Bu demokratik ortam içinde herkesin kendi fikrini yazması da güzel. Ne olursa olsun, okuyan, düşünen, fikir üreten ve yazan insanlar lazım bize. Bazen de mizah yönü gerçekten gelişmiş arkadaşlara rastlıyorum, güldürmeyi iyi biliyorlar..

Güzel şey okumak, yazmak. Geleceğe yön veren bu bloglarda her türlü yazı, yorum, tesbit, tahlil, analiz, teşhis, tedavi, öneri, haber, fikir, mizah yani herşey var. Bazıları hakikaten kalem erbabı, en meşhur yazarlara bile taş çıkartıyorlar. Bazıları edebiyat parçalıyor, bazıları da edebiyatı parçalıyor. Sonuçta yazmak için okumak ve düşünmek temel şarttır, öyleyse bu insanlar okuyor ve düşünüyorlar. Okuyan ve düşünen insan dağa çıkmaz, ilime, bilime değer verir, tekniğe teknolojiye önem verir, insana saygı, sevgi duyar. Demek ki güzel şey blogçuluk. Kahvehanelerde taş dizmekten, orda burda sürtmekten daha iyi olduğu kesin.

Desteklenmeli, teşvik edilmeli bence. Tabi her konuda olduğu gibi bunda da orta yolun bulunması, ifrat ve tefritten kaçınılması şarttır. İnternet başında saatlerce oyalanmak, aileyi, çevreyi ihmal etmek, asosyal olmak nasıl ifratsa; interneti yok saymak, boş iş nazarıyla bakmak, "külliyen zarardır" demek de tefrittir.

Herkesin bir blogu olsun, herkes yazsın bence. Bilgi ve tecrübeyi paylaşmak, onlarca kitap okumaktan daha kestirme bir yoldur. Ülkemizin gelişmesi açısından da bu gereklidir. Yoksa sadece kendine çalışmak, öğrendiğini kendine saklamakla bir yere varılmaz.

Blog işlerine başlamadan önce ben de çekimser davrandım ve ne yazacağım ki diye düşününerek uzun süre bulaşmamayı yeğledim. Ama başlayınca gerisi geliyor, yazacak mutlaka bişeyler bulunuyor.

Netice itibariyle Web 2.0 teknolojileriyle gelen en büyük yenilik olan bu blogçuluk gerçeğini hala bilmeyen, görmeyen varsa ben göstereyim istedim. Benden söylemesi..

Blog sahibi olmak isteyenler için şu an dünyada en çok kullanılan en iyi 2 blog servisi:
blogger.com
wordpress.com

En yaygın kullanılan Türkçe blog servisleri:
blogcu.com
blog.mynet.com

Serdar Kocaoğlu
MCTS, MCSA:S, MCSE:S
04.12.2008

İlgili Yazılar:
Neden Site? Neden Blog? Neden Blogger?
Pagerank Nedir, Nasıl Yükseltilir?
Bloglar Hakkında Yaptığımız Radyo Söyleşisi
Blogger Yasağı ve Bloglara Erişim Yöntemi
Alexa Trafik İstatistikleri
Blogunuza Arama Motoru Ekleyin..
Blogunuza Türkçe Son Yorumlar Aracı Ekleyin..
Blogumus Flash Animasyonlu Etiket Bulutu
Google'ın Marifetleri

blog, weblog, blog kültürü, blogçuluk, blog akımı, web 2.0, internet, teknoloji, edebiyat, trend, yazmak

Yazının Tamamı..

3G ihalesi yapıldı? 3G neler getirecek?

01 Aralık 2008

3G Nedir?

GPRS gibi, 3G de (veya 3N, üçüncü nesil kablosuz teknoloji) bir kablosuz iletişim hizmetidir ve cep telefonunuz, cep bilgisayarınız, tablet PC'niz veya dizüstü bilgisayarınız üzerinden Internet'e her zaman açık bir bağlantı sağlar.
3G teknolojisi, daha yüksek güvenilirlik ve kalite, daha hızlı veri iletimi ve daha fazla bant genişliği vadetmektedir (multimedya uygulamaları gönderme olanağı dahil). 384 kbps'ye ulaşabilen veri iletim hızları ile standart çevirmeli bağlantıya göre 7 kat daha hızlıdır.

3G bilindiği üzere üçüncü nesil kablosuz teknoloji anlamına geliyor. Gprs'in bir adım sonrası olarak da tanımlanan 3G ile cep telefonlarından, cep bilgisayarlarından ve diz üstü bilgisayarlardan kesintisiz olarak sürekli bir bağlantı sağlanıyor. Bu da bize tv izlemek ve anında görüntülü görüşme yapmak gibi birçok olanaklar sunuyor.
Şuan için Türkiye'de 2 Milyon kişide 3G alt yapısına sahip cep telefonu mevcut.

Yeni Nesil Teknoloji hayatımıza ne gibi yenilikler getirecek?

Günlük hayatla ilgili her şey cep'ten yönlendirilecek
Sağlık hizmetleri ücra alanlara kadar yayılabilecek. Mobil doktor sistemiyle her cepte bir doktor olacak. Hastalara uzaktan teşhis, takip ve erken müdahale imkanı sağlanacak. Hastaneye gitmeden röntgen ve tahliller doktora gösterilebilecek.

İnternet servislerinin mobil internete yönelmesiyle birlikte, reklam temelli servisler gibi yeni iş modelleri gündeme gelecek. Mobil ortam giderek daha cazip bir pazarlama mecrası olacak.

Mobil eğitim imkanları yaygınlaşacak. Uzaktan eğitim uygulamalarıyla eğitimde fırsat eşitliği sağlanacak.

Afet durumlarında acil müdahale ve kontrol sağlanabilecek.

Cep telefonuyla televizyon izlenebilecek.

Görüntülü görüşme yapılabilecek.

Devlet ve özel sektör arasında yeni iş modelleri geliştirilebilecek.

Kamu hizmetleri cep telefonundan yapılabilecek (m-sağlık, m-eğitim, m-devlet).

Mobil ofis kavramı yaygınlaşacak. Ofisteki tüm dosyalara yüksek hızlarla cep telefonundan ulaşılabilecek. İnsan kaynakları uygulamaları cep telefonundan da yapılabilecek.

Mobil ticaret kolaylaşacak.

Cüzdan taşımaya gerek kalmadan her türlü alışveriş yapma imkanı yaygınlaşacak.

Uzun vadede şehir merkezlerinde oturma mecburiyeti kalmayacak.

Cep telefonundan istenilen yere yerleştirilen bir kameradaki görüntü anında izlenebilecek.

Akıllı ev uygulamaları yaygınlaşacak (cep telefonundan eve gelmeden önce fırın ve benzeri aletlerin çalıştırılabilmesi gibi).

İşteyken ya da yoldayken anaokulunda çocuklar, cep telefonu aracılığıyla izlenebilecek.

Trafik, güvenlik gibi konularda veriler her yerden mobil olarak merkezlere iletilecek.


3G, 3N, 3. nesil, cep telefonu, teknoloji, gprs, yüksek hız, kablosuz internet, hızlı, internet, bağlantı,

Yazının Tamamı..

Kimse Yok Mu?

YUKARI