Nükleer Enerji Şart!..

25 Aralık 2008

nükleer santral

Bir elektrik mühendisi olmama rağmen elektrik sektöründe hiç çalışmadım ve branşım konusunda çok bilgili olduğum da söylenemez. Ama şu kadarını iyi biliyor ve ısrar ediyorum ki: Türkiye için nükleer enerji kullanımı zorunludur.

Bu düşüncemi mühendis kimliğimle değil alelade vatandaş olarak açıklıyorum. Zaten bizim okullarımızda düşünme ve sorgulamaya fırsat verilmediği, güncel konuların tartışılmadığı, kitaplarda yazan formüllerin ezberletildiği bir öğretim sistemi varken, benim kalkıp da bu düşüncemi elektrik mühendisi olduğum için söylüyorum deme şansım var mı sizce? Bence yok.. Böyle bir eğitim sisteminde kim nasıl fikir üretebilir ki? Ben şahsen üniversiteyi, sisteme kendimi tamamen adapte ederek (yani hiç düşünmeden, fikir üretmeden, tartışmadan, yorum yapmadan, ders notlarını güzel yazı yazanlardan fotokopi çektirerek, çıkmış sorulara çalışarak, kısmen ezberleyerek) bitirdiğimi itiraf ederim. Bunları yapmadan okul bitiren veya mesleğini gerçekten okulda öğrenen varsa ne mutlu. Neyse benim bahsetmek istediğim bu değildi ama kanayan bir yaraya daha parmak bastığıma da sevinmedim değil hani :) Bu meseleyi eğitimcilere havale ederek anafikrime geri dönüyorum.

Çok eskiden beri Türkiye'nin gündeminde olup da bir türlü yapılamayan nükleer santrallerin dünya çapında pek çok ülke tarafından kullanıldığını biliyor musunuz?

Bu konuda Google'dan bulduğum bikaç özet bilgi aktarayım:

"Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) verilerine göre halen dünyada 440 nükleer santral faaliyette. 30 kadarı ise yapım halinde. Litvanya, Fransa ve Belçika gibi ülkeler elektrik enerjisinin yüzde 70'e varan kısmını nükleer santrallerden karşılıyor. "

"Fransa, elektriğin yüzde 78'ini, Litvanya yüzde 69'unu, Slovakya yüzde 57'sini, Belçika yüzde 54'ünü, İsveç ve Ukrayna yüzde 48'ini, Bulgaristan yüzde 44'ünü, Ermenistan yüzde 42'sini, Slovenya yüzde 40'ını, Güney Kore yüzde 39'unu, Macaristan yüzde 38'ini, İsviçre yüzde 37'sini, Almanya yüzde 32'sini, Çek Cumhuriyeti yüzde 31'ini, Japonya yüzde 30'unu; Finlandiya yüzde 28'ini, İspanya yüzde 20'sini, Amerika yüzde 19'unu, İngiltere, Kanada ve Rusya yüzde 16'sını nükleer enerjiden üretiyor. "

"Nükleer enerji günümüzde temiz, sera etkisi yapan gazlar üretmeyen ve ekonomik bir enerji kaynağı olarak kabul edilmektedir. Ayrıca, dünya enerji ihtiyacının karşılanmasında kullanılan ana kaynaklardan birisi nükleer enerjidir. ABD’de Three Mile Island (1979) ve Rusya’da Tchernobyl (1986) olaylarından bu yana geçen 20 yılda nükleer enerji üretiminde, Uluslararası Nükleer Enerji Ajansına (AIEA) göre güvenlik konularında önemli adımlar atılmış ve yeni nesil teknolojilere geçilmiştir. Dünyada toplam 445 adet nükleer santral, dünya elektrik enerjisinin yüzde 16’sını üretmektedir. AB ülkelerinde nükleer enerjinin toplam enerji içindeki oranı yüzde 35’i bulmaktadır. "

"Yüzde 70 ithal kaynaklı girdilerle enerji üretimi yapılan Türkiye, enerjide dışa bağımlı durumda. Türkiye'nin 2007 yılı sonunda enerji kaynakları ithalatının 35 milyar dolara ulaşması bekleniyor.."

"Dünyadaki faal nükleer santrallerin ülkelere göre dağılımı ise şöyle: ABD 104, Fransa 59, Japonya 55, Rusya 31, Güney Kore 20, İngiltere 19, Kanada 18, Almanya ve Hindistan 17, Ukrayna 15, Çin 11, İsveç 10, İspanya 8, Belçika 7, Çek Cumhuriyeti 6, Slovakya ve İsviçre 5, Macaristan ve Finlandiya 4, Bulgaristan, Romanya, Arjantin, Meksika, Güney Afrika, Brezilya ve Pakistan 2, Litvanya, Ermenistan, Slovenya ve Hollanda 1 adet."



Nükleer santral sayısı bazı yazılarda 430, bazılarında 440'lar civarında. Sanırım yazıların tarihleri farklı ve yapımı tamamlananlar vs olduğu için rakamlarda farklılıklar var, ancak 400 küsur desek bile fikir vermesi açısından yeterli.

Hal böyleyken biz hala nükleer santral kurmak için ihale yapma aşamasındayız. Bugün ihtiyacımız olan elektriğin %51'ini İran ve Rusya'dan aldığımız doğalgazla üretiyoruz. Gerisi de su, kömür, linyit vs'den üretiliyor. Yani aldığımız doğalgazın çoğunu elektrik üretmek için kullanıyoruz. Oysa her sene dışarı giden 35 milyar dolara 5 tane nükleer santral yapılabilir, ihtiyacın tamamı karşılanabilir, hatta Fransa'nın yaptığı gibi ihraç bile edilebilir.

Maalesef bu konuda da çok geç kalındı. Yanıbaşımızdaki Ermenistan ve Bulgaristan bile nükleer elektrik üretirken bizde hala birileri çevre kirliliğinden, yenilenebilir enerjilerden bahsederek sözüm ona doğa dostu yaklaşımlar sergileyerek nükleer karşıtlığı yapıyorlar.

El insaf!..

Serdar Kocaoğlu
25.12.2008
nükleer, santraller, elektrik, enerji, mühendislik, ihale, türkiye, dünya, santral sayısı, nuclear, kaynak, teknoloji

9 yorum var.. (Yorum Oku - Yorum Ekle):

denizci 30 Aralık 2008 17:25  

yapılması daha mantıklı.Ancak mühendisler bu santralleri yaparken hani o yıkılma olasılığını çok çok düşürmeliler.Hiç hata yapılmamalı böyle bir işe girişirken.ben Türkiye deki mühendislere güveniyorum ama bazı kötü niyetli insanların bu işlere karıştırılmamalarını düşünüyorum.(eksik malzemeydi, bi yanlışlık olmuş gibi açıklamalarla çok büyük kaypılar geri getirilemez.)

macide ben 7 Ocak 2009 10:43  

Serdar Bey,
Yenilenebilir enerji kaynaklarının yaratılması enerji ihtiyacı açısından yadsınamaz düzeyde bir ihtiyacı karşılayabilecektir. Yazınızda sıraladığınız ülkeler, Kyoto Protokolü kapsamına girip kendi karbondioksitinin onlara yarattığı zararı başka ülkelerdeki yenilenebilir enerji kaynakları yaratılması sonucu alınacak olan sertifikalarını parayla satın alıp yani bir çeşit kredi sağlayıp kendi günahlarını affettirircesine işin bürokrasisini sürdürüyorlar. Bu şeye benzemiş, "herkes yapıyorsa doğrudur ve biz de yapmalıyız.." malesef öyle olmayabiliyor. Nükleer Enerji'nin sağlayacağı kaynak çok ciddi düzeyde evet, ancak usulsüzlük ülkemizde o kadar üst düzeyde ki insanlarımıza vereceği zararları öngörmek mümkün değil. Umarım usulüyle yapılır ve "bize bir şey olmaz" mottosu hiç kullanılmaz... Saygılar.

Serdar Kocaoğlu 10 Ocak 2009 02:52  

Yorumunuz için teşekkürler. Yenilenebilir enerji kaynaklarından ihtiyacımız olan enerjiyi üretebilmemiz için nükleer santralin en az 10 katı yatırım yapmamız gerekir. Ayrıca ülkemizde o kadar yenilenebilir enerji kaynağı olduğunu da zannetmiyorum. Ne yeterince gün ışığımız, ne rüzgarımız, ne de suyumuz var..
Ayrıca bu işi o kadar basite indirgiyorsunuz ki, bu çaptaki bir proje sanki apartman yapan müteahhitlere verilecek! Bu işi sadece daha önce yapan, uluslararası referanslara sahip tecrübeli yabancı firmalar yapabilir, en azından şimdilik..

metin 4 Şubat 2009 17:04  

merhaba serdar bey,

nukleer enerji su an en tehlikeli enerji kaynagi ! o saydigin ülklerin anukleer atik sorunlarindan haberin varmi ? ben almanyada yetisdim ve nukleer karsitiyim !!! hayati seven nukleere hayir demesi gerek !!!
su an var olan teknolojilerin en verimlisi ve temizi JEOTERMAL enerji ! ilave olarak da photovoltaik, rüzgar ve su'dan elde edilen enerjiler ! bu konularda arastirmani tavsiye ederim !
asil sorun dagitim !!! üretilen enerji'nin %70e kadar santral'dan evlere gelesiye tüketiliyor ... yolda yani !
cözüm yerel ufak capta tüketiciye yakin santraller ...

Serdar Kocaoğlu 7 Şubat 2009 01:57  

metin bey, Almanya'da nükleer karşıtı olarak yetişmişsiniz ama almanların 17 adet nükleer santral kurmalarına engel olamamışsınız :) Ayrıca almanların harcadığı enerjinin üçte biri nükleerden üretiliyor.
Acaba bizde 1 adet bile nükleer santral olmaması hiç mi ilginç gelmiyor sizlere? Avrupalılar insan haklarına ve sağlığına bizden çok daha fazla önem verdikleri halde neden kurmuşlar bu kadar santrali?
Bize bu teknolojiyi bu kadar kötülemelerinin altında başka sebepler yatıyor olmasın?!..

metin 13 Şubat 2009 22:38  

almanyada cevreci ve yesiller senelerdir nukleere karsi ugrasiyorlar .... evet cok seyler basaramadilar ... cünkü nükleer lobbisi asiri güclü ... ve onlar küresel isinmayi firsat buldular ve yine harekete gectiler ... nükleer belki CO² salgilamiyor ama atiklari cözülmemis bir risk halen ... eski maden-"boshluklarinda" depolanmis bidonlar artik sizmaya basliyor ve cözüm yok !!!

baska sebepler dedigin herhalde türkiyenin nükleer teknolojisine sahib olmasini istemeyen kitlelerden bahsediyorsun ...
ama avrupadaki karsitlar somut nedenlerle o teknolojiyi red ederken kesin türkiye onlarin aklinda degil !!!

radioaktif gelecek hepimizin aleyhine ...
http://www.atomkraftneindanke.ch/
http://www.no2nuclearpower.org.uk/

saygilarimla

Adsız 30 Mart 2009 04:30  

hayiiiiirrr nukleer sart degil nukleer santral kurulunca disa bagimlilik sona erecekmis inananin bunu soyleyen memleketin bakani bakanin acaba zenginlestirilmis uranyum fabrilasi mi var maalesef zenginlestirilmis uranyumu disaridan satin alacagiz yine disa bagimliyiz hidrolik barjlar ve gunes enerjisi cok maliyet gerektirmiyor ve en onemlisi cevreye zarar vermiyor

Adsız 18 Haziran 2009 11:26  

Metin Münir'in Milliyet'teki yazısı:

Yeni Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın önünde bulduğu darmadağınıklardan biri nükleer santral konusudur.
Beş ay önce yapılan ihaleye bir Rus-Türk ortaklığından başka teklif veren olmadı. Şartname profesyonelce hazırlanmamış olduğu için dünyanın bütün uzman şirketleri uzak durdu.
Konuyu yakından izleyen endüstri kaynaklarından öğrendiğime göre, TETAŞ (Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt) elindeki teklif konusunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na olumsuz rapor verdi.
“Kamuoyuna açıklamıyorlar ama TETAŞ’ın raporu negatif” diye konuştu bir kaynağım. “‘Çok pahalı’ dediler. Dünyada fiyatlar 2-6 sent arasında değişiyor. Teklif edilen fiyat bunun iki mislinden fazla. Tesis maliyetleri de yüksek.”
Ancak enerji işlerinin ekonomik olduğu kadar siyasi boyutu da olduğu için son sözü Erdoğan söyleyecek. Değerlendirme yapılmış olduğu halde TETAŞ’ın kararını açıklamamasının nedeni budur.
Bürokraside genellikle böyledir. Beklenilir, yukarıdan gelen sinyale göre tavır alınır. Ama emir demiri kesse bile sonuç değişmez: Nasıl bir çiçekle bahar olmazsa bir teklifle de nükleer enerji endüstrisi kurulamaz.
Sonuca varılamadı
Bu aşamaya kadar olup bitenler şunu gösterdi: Ne bürokraside ne de Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nda (TAEK) bu karmaşık işi, profesyonel bir biçimde, ihale aşamasından üretim aşamasına götürecek bilgi birikimi ve irade vardır.
Sonuca varılamamasında eski Bakan Hilmi Güler’in kötü yöneticiliğinin de büyük bir rolü oldu. Güler bir lütuf havasında yağlı kontratı kapmak için şirketlerin sıraya girmesini bekledi. Koşulları ticarileştirmek için yapılan önerilere kulak asmadı.
Artık yapılması gereken, ihaleyi feshetmek, nükleer santral konusunda uzman uluslararası bir danışmanlık firmasıyla anlaşarak doğru adımlarla yeni bir ihale açmaktır.
İyi bir şartname hazırlanmadan nükleer santral yapacak finansman bulunamaz.
Uzun bir aradan sonra Avrupa’da ilk nükleer santral Finlandiya’da yapılıyor. Orada bu iş nasıl tereyağından kıl çeker gibi becerildi de biz nesillerden beri ihale ardına ihale iptal ediyoruz?
Bu sorunun cevabı zor değil. Ama zor olmayan cevapları bulmak için dürüst olmak gerek.
Ancak yine de bu konuda esas eksiklik hükümette değil, devletin örgütsel yapısındadır: En iyiler işe koşulamıyor, en iyi yöntemler aranıp bulunamıyor, uzun vadeli düşünülemiyor, rasyonel ve bilimsel olunamıyor.
Ve, belki de en önemlisi, rant kafalardan silinemiyor... Kısacası alaturkalılıktan vazgeçilemiyor.
Türkiye’de nükleer santral yapmayı ilk deneyenler çoktan öldü. Bu iş o kadar eski.
Böyle giderse daha çok nesil geçer.
Bu da bizi ilginç bir labirente sokuyor. Yasal çerçeveyi bile sağlamayı beceremeyen bir ülke nasıl nükleer santral çalıştıracak?
17.06.2009

Adsız 18 Mart 2013 15:03  

Uluslararası basında sık sık makaleleri yayımlanan ve enerji konusunda uluslararası otorite olarak kabul edilen, Uluslararası Enerji Ajansı Başekonomisti Fatih Birol, "Türkiye'de ne kadar nükleer santral kurulursa o kadar iyi. İki tane 'ama' var. Birincisi; kurulacak santral için yapılacak anlaşmalarda ekonomik maliyetler gerçekten Türkiye'nin ekonomik çıkarlarıyla paralel olması lazım. İkincisi; seçilecek olan lokasyonlar ve teknoloji mutlaka Türkiye'nin jeolojik şartlarını ve know-how'ını dikkate alması lazım" dedi.

Birol, Almanya başta olmak üzere bazı Avrupa ülkeleri ve hatta Japonya'nın nükleer enerjiye artık daha soğuk baktığı bir dönemde Türkiye'yi nükleer enerji konusunda teşvik etmesinin nedenini ise şöyle açıkladı:

"Bu ülkelerle Türkiye'yi kıyasladığımız zaman arada çok büyük bir fark var. Almanya ve Avrupa ülkelerinin çoğunda elektrik tüketimi yüzde 1 bile büyümüyor. Hemen hemen durağan ve talep olmadığı için yeni santral kurma konusunda bir baskı yok. Türkiye'de ise elektrik tüketimi çok hızlı büyüyor çünkü ekonomi büyüyor, nüfus artışı daha hızlı ve modernleşip gelişiyor. Bu bakımdan Türkiye'nin birçok yeni santral kurması lazım ve bunların içinde güvenli bir şekilde kurulacak nükleer santrallerin Türkiye için elzem olduğunu düşünüyorum. Bu aynı zamanda (enerjide) dışa bağımlılığımızın azalması anlamına gelecektir."

Türkiye'de cari açığın büyük ölçüde enerji ithalatından kaynaklandığını hatırlatan Birol, mevcut şartlar altında önümüzdeki yıllarda artacak petrol, doğalgaz ve kömür ithalatının ve bu kalemlerde beklenen fiyat artışlarının cari açığı da büyüteceğine dikkat çekti.

Yorum Gönder

-> "Anonim" seçeneğiyle isim vermeden yorum yazılabilir.
-> "Adı/URL" seçeneğiyle sadece isim verilerek de yorum eklenebilir.
-> Yorum yazarken anlaşılır olmaya ve Türkçe yazım kurallarına uymaya çalışınız!

YUKARI